Ana içeriğe atla

Bazı aşklar aşka ihanettir..



                             
                                  Ben aşağı mahallenin haylaz çocuğuyum. Daha kendi çıkmazlarımı yeni yeni öğrenirken, senin sokaklarında kayboldum. Hayatımda ilk defa bildiğim sokaklarda bilmediğim bir şey buldum. Aslında aşkı bulmak yoktur, içine düşmek vardır. Bu yüzden bu kadar yara bere. Bu yüzden bu kadar derin kalbime aldığım son darbe..

                        Herşey sana çıkıyor.Senin yolun birtek sana gider, benim yolum yalnız senden geçer. Sen bencil, ben sencil. Kusura bakma! ilk defa tanışıyorum aşkla.İster kendini başıma taç et, ister canıma tak et. Ve beni unutana kadar hatırla. Ona öyle denmezmiydi yoksa?  Öyle afili sözler bilmem ben. Aşağı mahallenin haylaz çocuğuyum işte. Ama sende bilemezsin gülüşün bende kaç bahar eder. Cahilliğimi hoşgör;  kanat çırpmayı bilmeyen kuş, koşmayı uçmak zanneder.

                       Biliyormusun ben ne acılar öptüm seni ararken? Meğer doğru insanı yanlış yerlerde aramışım bunca zaman . İşte sonunda çıktın karşıma.

                    Şeker gibiyimdir ha! Başkalarına mutluluk vermek uğruna erir giderim. Zerre gocunmam bundan. Sevmeyen ne demek istediğimi bilemez.

Vallahi billahi kimse senin uğruna benden güzel ölemez...

BUKRE

Kahraman Tazeoğlu

... İki güne okuduğum bir kitaptı ve ben duyguları bu kadar güzel anlatan bir kitap hiç okumamıştım..
Değerli arkadaşım hediyen için çok teşekkür ederim..






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Hayat" diyoruz,yaşamaya devam ediyoruz. Onca kırıklık,onca acı,onca hüzün.. yaralarımıza üfleye üfleye"bir şey yok"diyoruz; en çok kendimizi kandırıyoruz.. çok şey var aslında, üflemeyi bırakıp konuşmaya başlarsam bir daha asla susmayabilirim; öyle çok ki kan kaybım, o kadar büyük ki kendime olan yalanım "hayat" diyorum, susuyorum; nefesim lazım çünkü bana, şimdilik yaralarımı üflüyorum..."

Bazen Bir İnsan  İçin, Şehir Seversin... Bazen Bir İnsan İçin, bir Şehirden Vazgeçersin..

Deniz değil ki yüreğim öfkesini kıyılara vursun..

Dört mum ..  Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu. İlki söyledi: ‘’ ben barışım!" Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. İkincisi söyledi: ‘’ ben inancım!" neredeyse herkez benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’ Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu: ” ben sevgiyim!" yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular " Ve hiç zaman yitirmeden söndü. Ansızın... Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür ”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir " Bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar. Ardından dördüncü mum söyler: ”korkma ben hala yanıkken di...

Konfüçyüs'ün dediği gibi ‘Eğer ağaca çıkmak istiyorsanız, yıldızlara çıkmaya niyet edin, başarırsınız.