Ana içeriğe atla

Bahar geldi hoş geldi :)



“Ben her bahar aşık olurum” 

Olurmuyum?

Hayır tabiki de  :)
 
Kesin bir şey varsa, 

Her bahar tüm hücrelerimin  yenilendiğimi hissederim.Nedensiz bir neşe ile dolar içim (nedense artık! J)   Evimin önünde ki telli kavak ağacı yeşillendikce içim coşar.Hele de “o” ağacın dallarına akşam vakitlerinde dinlenmeye gelen bıldırcın  kuşlarının cıvıltıları yok mu!  herşeye rağmen mutlu olmak için sebeplerimiz olduğunu hatırlatan o neşe!  Evimi satın alırken beğenme sebebim  olan o küçük canlılar.Yollarını gözler oluyorum bu ayda,inanmayacaksınız! çok özlüyorum onları..Evimin köşesini beğenipte yuva yapan kırlangıçlarım da geldi :) .Bir çift kumrum  var onları da bekliyorum özlemle.

Dünya dönüyor ve bu dönüşünü hiçbir durum karşısında durdurmuyor.
Hayat herşeye rağmen devam ediyor.
Ve
Bu düzen hiçkimse için değişmiyor..
o halde, bize düşen uyum sağlamak..Bir düşünsenize yaşadığınız yıllar boyunca nelere katlandınız!
Ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunuzu bir düşünün ;)
Sizi kimse yıkamaz..

 İşte size “Kuantum olumlama”  :)  sağlıklıyız,huzurluyuz,mutluyuz,dostlar yanımızda,cebimizde dolu ohhh :) (cebimiz dolu deyince güldünüz değil mi!) :) sıkıntıları  klozete atın,sifonu çekin gitsin ..

Hoşgeldin bahar hoşgeldin...
iyi ki geldin..
umut,
sevgi getirdin..
Ben her bahar aşık olmam ama!
Can-ı gönülden  severim.
Doğayı,hayvanları,insanları
amaaa
Önce kendimi……..
Saygılar PİA


Bülbül havalanmış yüksekten uçar;
Has bahça içinde gülüm var, deyi.
Seni seven yiğit serinden geçer,
Güzeller içinde yarim var, deyi.
Karacaoğlan (saygılar)


Açın sesi açın :)              



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deniz değil ki yüreğim öfkesini kıyılara vursun..

Dört mum ..  Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu. İlki söyledi: ‘’ ben barışım!" Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. İkincisi söyledi: ‘’ ben inancım!" neredeyse herkez benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’ Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu: ” ben sevgiyim!" yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular " Ve hiç zaman yitirmeden söndü. Ansızın... Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür ”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir " Bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar. Ardından dördüncü mum söyler: ”korkma ben hala yanıkken di...

Unutmak..

  Ve.. Acının yerini hafif bir sızı alır yavaş yavaş, Sonra giderek hissizleşmeye başlar içinizde bir yerler.. Daha az aklınıza düşmeye başlar "can" dediğiniz o suret.. Daha az hatırlarsınız.. Pişmanlıklar başlar.. Sevginizin yerini derin bir kırgınlık ve öfke alır.. Ne kadar yorulduğunuzu ve yıprandığınızı farkedersiniz.. Belki nefret bile etmeye başlayabilirsiniz! İşte! unutmaya başladınız..! Duygular böyledir işte.. En aptal yerinizi bilirler.. En hassas, en ıssız yerinizden vururlar, Sizi en yüksek değerlerinizle sınarlar... Zaman....  herşeyin ilacı bu galiba, saramayacağı yara, iyileştiremeyeceği  gönül kırgınlığı yok gibi.. en azından hafifletiyor değil mi! Herşey birgün unutulur diyorlar ya! evet, herşey unutulur.. peki ya "ÖZLEM"! o da geçer mi........!            PİA

Konfüçyüs'ün dediği gibi ‘Eğer ağaca çıkmak istiyorsanız, yıldızlara çıkmaya niyet edin, başarırsınız.