Ana içeriğe atla

Sil baştan



Hayatı sığ yaşamak diyorum!
Ve bunu size farkettirecek insanlarla tanışmak..
Ne güzelmiş hayatın doyasıya tadına varabilmek..
VE
bunu! bu yaşımda farkediyor olmam ne yazık!!!
kaçırdığım herşey için ne kadar üzgünüm bilemezsiniz..sevdiğim insanlara bağıra çağıra duygularımı söyleyememiş olmanın burukluğu şu an içimde taşıdığım.
Bir büyüğüm demişti ki;
Canının istediği gibi değil,
gönlünün istediği gibi yaşa...
Bu gönül neleri geride bıraktı oysa..!
Hep birşeyler eksikti sanki..o eksikliğin ne olduğunu bir türlü bulamamıştım ..
Şimdi biliyorum..
BEN..
"Ben" de ne diyorsunuz şimdi..?
"Ben" işte..
Hayatın dizginlerini kaptırmış, o ne der bu ne der kaygısıyla yaşamaya çalışan ve aslında yaşadığını düşünen "ben"
Kendimi, kafasını kuma  gömmüş bir deve kuşu gibi hissediyorum..
Kör,sağır ve dilsizmişim adeta..
Kendimce özgürdüm ama!  "yaşadığı yere altından  zincirlerle bağlı olan "
Haklarımı sonuna kadar savunurdum oysa, "hakkım da varmış bilmiyormuşum!"
Çok katı,yıkılmaz kurallarım vardı ama,  "birden yıkılıverdi işte"

Sonuçlarından kendimin bile korktuğu büyük bir değişim yaşıyorum.
Yepyeni bir "ben"
Korkusuz,
gözü kara,
sınırsız,
dopdolu bir "ben"

Anladım ki hayat korkaklara göre değil..
Büyük adımlar atmanın,  geçmişi tozlu raflara kaldırıp sıfırdan başlamanın tam zamanı..
Yüce Allah bitti demeden hiçbirşey bitmiyor..
O halde yeni güzelliklere kucak açmalı ..
                          Sevgi en yumuşak yastığınız olsun....
                                                                                  PİA




Yorumlar

  1. hadiii unut geçmişi boşveeer.
    güzel ki kararların.
    hayat çok güzel yaaa.
    :)

    YanıtlaSil
  2. Bende aynen öyle yapıyorum cnm..
    Hayat güzelden de öte ve çok da kısa..
    İyi değerlendirmek gerek ;)
    Moral takviyesi için teşekkürederim.. <3

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deniz değil ki yüreğim öfkesini kıyılara vursun..

Dört mum ..  Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu. İlki söyledi: ‘’ ben barışım!" Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. İkincisi söyledi: ‘’ ben inancım!" neredeyse herkez benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’ Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu: ” ben sevgiyim!" yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular " Ve hiç zaman yitirmeden söndü. Ansızın... Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür ”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir " Bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar. Ardından dördüncü mum söyler: ”korkma ben hala yanıkken di...

Unutmak..

  Ve.. Acının yerini hafif bir sızı alır yavaş yavaş, Sonra giderek hissizleşmeye başlar içinizde bir yerler.. Daha az aklınıza düşmeye başlar "can" dediğiniz o suret.. Daha az hatırlarsınız.. Pişmanlıklar başlar.. Sevginizin yerini derin bir kırgınlık ve öfke alır.. Ne kadar yorulduğunuzu ve yıprandığınızı farkedersiniz.. Belki nefret bile etmeye başlayabilirsiniz! İşte! unutmaya başladınız..! Duygular böyledir işte.. En aptal yerinizi bilirler.. En hassas, en ıssız yerinizden vururlar, Sizi en yüksek değerlerinizle sınarlar... Zaman....  herşeyin ilacı bu galiba, saramayacağı yara, iyileştiremeyeceği  gönül kırgınlığı yok gibi.. en azından hafifletiyor değil mi! Herşey birgün unutulur diyorlar ya! evet, herşey unutulur.. peki ya "ÖZLEM"! o da geçer mi........!            PİA

Konfüçyüs'ün dediği gibi ‘Eğer ağaca çıkmak istiyorsanız, yıldızlara çıkmaya niyet edin, başarırsınız.