Ana içeriğe atla

GÖNÜL





Anladım ki;

Ne istediğini bilmeyen insanlar "dipsiz kuyu" gibiler.
Ne yaparsanız yapın sonunu göremiyorsunuz..
Kendine çekiyor!
ne kadar  uğraşsanız da bir türlü içinden çıkamıyorsunuz..

Gönül defterimde olmayan bir pişmanlık türküsü var şimdi gönlümde,
bir bedel gerekiyordu belki,
Öderim biter dediğim gönül borcum..
Kader ne söylerse "o" oluyormuş işte!
En derin yara izleri hep en çok sevdiklerimizden armağanmış............

                          PİA

 Bu şehir ve yollarını çeviren bu sokak lambaları arasında ölümümü dileyerek yürüyorum. Her gecenin ve bu eşyaların bir anlamı var ve hepsi nefes almamı zorlaştırıyor. Bir elimde sigaramla, kravatı gevşetip saçlarımı arkaya doğru itiyorum. Başım dönüyor ve sevdiğim kadınlar geliyor aklıma. Sokak lambalarının gözümü aldığı anlarında, yolların uzadığını ve bütün hayatımın en güzel yıllarında kaybettiğim sevdiklerim canlanıyor gözümde.

Cengiz Orhan














Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deniz değil ki yüreğim öfkesini kıyılara vursun..

Dört mum ..  Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu. İlki söyledi: ‘’ ben barışım!" Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. İkincisi söyledi: ‘’ ben inancım!" neredeyse herkez benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’ Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu: ” ben sevgiyim!" yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular " Ve hiç zaman yitirmeden söndü. Ansızın... Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür ”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir " Bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar. Ardından dördüncü mum söyler: ”korkma ben hala yanıkken di...

Unutmak..

  Ve.. Acının yerini hafif bir sızı alır yavaş yavaş, Sonra giderek hissizleşmeye başlar içinizde bir yerler.. Daha az aklınıza düşmeye başlar "can" dediğiniz o suret.. Daha az hatırlarsınız.. Pişmanlıklar başlar.. Sevginizin yerini derin bir kırgınlık ve öfke alır.. Ne kadar yorulduğunuzu ve yıprandığınızı farkedersiniz.. Belki nefret bile etmeye başlayabilirsiniz! İşte! unutmaya başladınız..! Duygular böyledir işte.. En aptal yerinizi bilirler.. En hassas, en ıssız yerinizden vururlar, Sizi en yüksek değerlerinizle sınarlar... Zaman....  herşeyin ilacı bu galiba, saramayacağı yara, iyileştiremeyeceği  gönül kırgınlığı yok gibi.. en azından hafifletiyor değil mi! Herşey birgün unutulur diyorlar ya! evet, herşey unutulur.. peki ya "ÖZLEM"! o da geçer mi........!            PİA

Konfüçyüs'ün dediği gibi ‘Eğer ağaca çıkmak istiyorsanız, yıldızlara çıkmaya niyet edin, başarırsınız.