Ana içeriğe atla

Sevdiğim için özelsin!


            
..Unutma! dikenin güzelliği, gül sayesinde..

Şu anda dinleyip, içimden mırıldandığım şarkı; 
İçten ve gerçekçi ..

Sevilen,
seven için özel değil midir!  zaten..
Sevdiğimiz için, gözümüzde büyütür,yerlere göklere konduramayız.
Kendi özümüzü,karakterimizi bir köşeye sıkıştırır,
katı kurallarımızı bir miktar yumuşatırız..
"aman canım sen de ne buluyorsun bunda!"
şeklinde acımasız eleştrilerde bulunan arkadaşların da bir güzel ağzının payını veririz..
Kıymeti bilinmese de!   bizim için özeldir ya kanımızın son damlasına kadar savunuruz..

Belki  hatalıyız!
İnsan, gördüğü değer ölçüsünde sınırlarını belirlemeli,
beklentilerini düşük tutmalı ki hayal kırıklığı da o ölçüde küçük olsun,
gereksiz kalabalıklardan uzak durmalı,
evini,bahçesini,çevresini sadeleştirmeli,
fazla naif olmamalı (yetişme tarzı öyle ise es geçiyorum tabi)
zaman zaman kendini eleştirebilmeli,
şeffaf olmak, çevremizin de bize karşı duruşunu açık hale getirir..

Anladığım.....

SEVMEK;

Ful delilik,
Yarı körlük,
Komple aptallık,
Bir miktar da sarsıklık arası birşey :D

 Hayatı;
flu kısımları atlayarak, (netleştiğinde geri dönmek şartıyla)
mümkün olduğunca net yaşamak gerek diye düşünüyorum..
Mesela "duygularımız" da ki netlik..
 Deneyelim!
 Sevmek herşeye rağmen güzel..
"SEVGİ"niz en yumuşak yastığınız olsun!  
En az handikapla 
ve 
huzurla içinden çıkabileceğiniz bir hayat diliyorum hepinize....
                       
                       PİA












Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Deniz değil ki yüreğim öfkesini kıyılara vursun..

Dört mum ..  Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu. İlki söyledi: ‘’ ben barışım!" Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. İkincisi söyledi: ‘’ ben inancım!" neredeyse herkez benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’ Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu: ” ben sevgiyim!" yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular " Ve hiç zaman yitirmeden söndü. Ansızın... Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür ”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir " Bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar. Ardından dördüncü mum söyler: ”korkma ben hala yanıkken di...

Unutmak..

  Ve.. Acının yerini hafif bir sızı alır yavaş yavaş, Sonra giderek hissizleşmeye başlar içinizde bir yerler.. Daha az aklınıza düşmeye başlar "can" dediğiniz o suret.. Daha az hatırlarsınız.. Pişmanlıklar başlar.. Sevginizin yerini derin bir kırgınlık ve öfke alır.. Ne kadar yorulduğunuzu ve yıprandığınızı farkedersiniz.. Belki nefret bile etmeye başlayabilirsiniz! İşte! unutmaya başladınız..! Duygular böyledir işte.. En aptal yerinizi bilirler.. En hassas, en ıssız yerinizden vururlar, Sizi en yüksek değerlerinizle sınarlar... Zaman....  herşeyin ilacı bu galiba, saramayacağı yara, iyileştiremeyeceği  gönül kırgınlığı yok gibi.. en azından hafifletiyor değil mi! Herşey birgün unutulur diyorlar ya! evet, herşey unutulur.. peki ya "ÖZLEM"! o da geçer mi........!            PİA

Konfüçyüs'ün dediği gibi ‘Eğer ağaca çıkmak istiyorsanız, yıldızlara çıkmaya niyet edin, başarırsınız.