Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sanırım!

.............................. Demişti!! bir arkadaşım..................! "Aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm.." Güven ve inanç böyle yok olurmuş..!  

.............( )..!

  Deniz eğildi kulağına martının.. "Yapma" dedi ve ekledi "Maviliğime aldanıp dalma sularıma, balık yaşamıyor içimde artık." Tebessüm etti martı... "Sadece balık için mi dalıyorum sanıyorsun maviliğine...?"... 'Ya neden..?' diye sordu Deniz.. Sen ve ben dedi martı bir çok aşığın fotoğraflarında aynı karede yer alıyoruz. Bir çok ayrılanın sakladığı resimlerde de.. Balık yok diye seni terketsem, o fotoğrafları da terk etmiş olmaz mıyım...? "Ben açlığa ayıp olmasın diye değil, Aşk'a ayıp olmasın diye hala sendeyim....

Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreği...

Cehennem yangınlarından,ölmeden çıktıysa bedenim; artık benim olmalıyım,benim.. Yeter yüreğimi bir çift gözün ateşine rehin verdiğim. Ateş artığı değildir karşılığımız.  Pusatını dağ sisinden alan, firarını mermisine emanet eden, bir namludur bu "Eşkıya sevda" ki; zulasında asılı durur kefenlediği ölümü..  Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta Adem`den beri.  Bilir ve intihar cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini. Güneşin kızılca kıyametine çatar kuruyan umut dallarını..  Yanacaksa,cehennemden beter yanmalı!  Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;  Özleminin çiseyle yıkanmış şafak değerini kim?  Hani ellerine kuşlar İnerdi,kardan üşüyen kuşlar…  Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay Şahrud... " Eşkıya yüreğime çığ düştü", Üşüyorum …  Aç ellerini. “

Besteye gel !!!

  Bence bu bestenin sonu pek de hayırlı değil.. :P !!!

İstiyorum..

Arsız kadının tekiyim. Makyajımı yapmadan sokağa çıkmamak, Saçlarımı her zaman bakımlı tutmak.. Ahım gitmiş vahım kalmışken bile, kendimi kadın gibi hissetmek istiyorum.  Tırnaklarım her zaman kırmızı ojeli, dudaklarımda nar kırmızısı rujum, en şişko halimde bile kot giymek istiyorum.  Arkadaşlarımla komşuculuk oynamak istiyorum.  Kahkaham yeri göğü inletirken, ağzımın kenarındaki çizgiler artık gülmekt en ve konuşmaktan iyice belirginleşmişken bile, mimikleri abartılı eli kolu hiç durmayan bir kadın olmak istiyorum.  Mitinglere elimde bastonum, kolumda torunum katılmak, Eşin dostun yardımıyla pankart açmak, Yağmur altında bacak ağrıları içinde kıvranarak konser izlemek istiyorum.  Kar yağınca torunlarımı çağırıp düşüp kalçamı kırmadan karla oynaşabilmek için, "Koşun kar getirin, kartopu atalım evi batıralım, sonra temizlersiniz!" demek istiyorum.  En yakın arkadaşımın aldığı güzelim dut ağacımın altında, dizler...

Anladım bu işin lam'ı cim'i yok..

                         http://www.youtube.com/watch?v=ht3_ZlQy6r8                                                    Paradan daha kolay harcanır oldu duygular.. Ne ucuz,ne sıradan,ne bayağı iş bu! "İnsan demeye şahit lazım" diye düşündürecek yalancı bedenler.. Başkalarının hüzünlerinden beslenen leş kargaları Bir insanı kaybetmenin ne demek olduğunu bilmeyen taşlaşmış ruhlar Herşey sırayla..! Acı çekme sırası sizlere geliyor.. Ne yaşattıysan onu yaşarsın, Kimi neresinde vurduysan, oradan alırsın en derin yaranı..  Unutma...                       ...

Herşeyim..

seni düşünüyorum ıssız uykusuz gecemde eğer seni sevmek yanlış ise o zaman kalbim doğru olmama izin vermeyecek  çünkü sende boğuldum ve içinden çıkamıyorum yanıbaşımda sen olmadan sahip olduğum herşeyi verirdim sadece seninle bir gece daha geçirmek için hayatımı riske ederdim vücudunu benimkinin yanında hissetmek için çünkü devam edemiyorum şarkılarımızın hatıralarında yaşamaya aşkın için bu gece herşeyimi verirdim bebeğim, beni hissedebiliyor musun? gözlerine baktığımı hayal ediyorum seni kolaylıkla görebiliyorum güçlü bi şekilde aklımı çevrelemişsin ve hala çok uzaktasın uzak bir yıldız gibi bu gece dilek tutuyorum Eskimeyen ne güzel parça!!!  <3

İzlemeli..

Biraz  adrenalin.. En hayranı olduğum sporlardan biri..muhteşem ötesi ve bir o kadar da korkutucu ...

Düşün :)

  Maalesef  :))

Sen ne bilirsin!

  Mevlana der ki; Sarılmayı bilir misin ? Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı ? Sen bilir misin Aşık olmayı ? Bölünebilir misin ikilere, üçlere… gerekirse binlere ? Yapabilir misin ? Gerçekten sevebilir misin ? "Sevmenin Demesi" olmaz. UNUTMA! Ya çok seversin bir kere, ya da hiç sevmezsin. Diyorsun ki! ben sana gönlümü verdim... iyi de! gönül dediğin nedir ki ey sevgili ? Ben sana hiç gönlümü verir miyim ? Çünkü gönül dediğin toprağa girince toz olur, toprak olur. Ben sana ruhumu veririm. Çünkü ruhum sende sonsuzluk olur...                                                      

Kanatlarıma dokundun ya !..kurtulamazsın, artık SEVGİ kokar parmakların..

Sevgili......! Bir hayli düzensizim, yine ağırdan almaya başladım hayatı. Dünyanın dönüş hızı arttı sanırım. Her gün yeni bir mevsim, yeni bir kış.  Yağmurun yağdığını bile yeterince ıslandıktan sonra fark ettim. Ediyorum. O yağdı, ben ıslandım..... O yağdı, ben yürüdüm. O yağdıkça, ben kurudum. O yağdıkça; şehir sessizleşti, ıssızlaştı. Yetmedi, sensizleşti ....  En son hangi yağmur beni bu kada r susturmuştu hatırlamıyorum. Hatırlamakta istemiyorum ya neyse...! Her şey ertelenmeye o kadar müsait ki ... Geleceğim: O'nu bile erteleyebiliyorum. Düşünebiliyor musun!  Henüz gelmemiş olanı daha ileriye attığı hissediyorum. Dedim ya .....  bir hayli düzensizim. Kusuruma bakma, bu aralar biraz da perakendeyim... Tutunamayanlar 

"Hayat" diyoruz,yaşamaya devam ediyoruz. Onca kırıklık,onca acı,onca hüzün.. yaralarımıza üfleye üfleye"bir şey yok"diyoruz; en çok kendimizi kandırıyoruz.. çok şey var aslında, üflemeyi bırakıp konuşmaya başlarsam bir daha asla susmayabilirim; öyle çok ki kan kaybım, o kadar büyük ki kendime olan yalanım "hayat" diyorum, susuyorum; nefesim lazım çünkü bana, şimdilik yaralarımı üflüyorum..."

Bazen Bir İnsan  İçin, Şehir Seversin... Bazen Bir İnsan İçin, bir Şehirden Vazgeçersin..

Hiç birşey aynı değil!

Bir boşluksun şimdi  hayatımda, sen, bir parçamdın sanki.... Şimdi, nefes alamıyor,yutkunamıyor gibiyim.. Dünya üzerindeki herşey bu kadar anlamını yitirebilirmiydi! Ne çok severdim çiçekleri, yıldızları,yağmuru,gökyüzünü.. Hiçbiri anlamlı gelmiyor şimdi.. Kendinden bile kaçmak ister mi insan! istermiş..! Görüpte üzülmemek için bakamadığım yerler, önce aşkım diye kayıtlayıp,  sonra gizli dosya diye ücralara sakladığım dosyalarım bile olurmuş!!! keşkelerim,iyikilerim,sabrım,sükunetim,dayanma gücüm,soluğum, beklemelerim,eksilerim artılarım,gülen gözlerim,ağlayan kalbimmişsin.. Anlıyorum ki, sevdiğinin, bir başkasının elini tutup,bir başkasının gözlerine bakması değil kalbi kıran.. Son sözlerin buzdan bir kayaya benzemesi belki de! kapıları sertçe insanın yüzüne kapatan, dönüş yollarını tıkayan, belki bir gün karşılaştığınızda sıcak bir bakış ve gülümsemesini yüzünde donduracak olan, gerçek anlamda kaybettiren, bazıları için menfaatle...

Beklenenler hep vazgeçildikten sonra gelirmiş!

Sevmek Nokta almaz Çocuklar... Sevmeye nokta koyan Sınıfta kalır... Onun, Virgülleri vardır Çocuklar... Sevmek noktalanmaz; o, noktadır.... Özdemir Asaf Seni çok seviyorum. Saksı çiçeklerinin cam kenarına bağlılığından daha çok, bir su yatağının aşındırdığı zeminden daha derin,  basılmak istenmeyen kaldırım karelerinden daha işveli,  daha sakin dalgıç kuşlarından,  elinin değdiği topraktan daha canlı... Ve belki de: bir tek sonbahara yakışan kırmızı ve sarı yapraklı kayısı ağaçlarından, bir kumdan,  kuştan... kağıda sarılı kandil şekerlerinden, sudan,  suya düşen ay ışığından, Ve belki de... Seni, senden daha çok.. daha çok seviyorum.... Tutunamayanlar   

Derler ki unutmalı,zamana bırakmalı,sarılır yaralar bir gün..AMA..

                         http://www.youtube.com/watch?v=Qna0yNqa--M                                    Muhteşem bir şarkı..

..........!

Aşkın orta yerinde farkedersiniz.. Açma halkasının altına baktığınızda tekrar deneyiniz der ruhsuzca .. Oysa bilinmez! Bu son şansınızdır.....

Zaman akıyor mu?

-Zaman akıyor mu? -Akmıyorsa, akıyor görünen ne? -Her saniye ömrümüzden çalan ne? ... -Tüm bunların da ötesinde, yoksa zaman ve madde her an yaratılmak zorunda mı? * Bazen hızla akan anlarımız için "zaman su gibi akıyor" deriz... Ancak ilginç gelse de, ortada akan bir zaman yok... Einstein'nın görelilik kuramıyla birlikte bilim dünyası, zamanın aslında mutlak olmadığını, her yerde aynen uzay gibi farklı formlar alabileceği anlaşılmıştı... Yani zaman bir boyuttu aslında.Aynen en, boy ve genişlik gibi...Bunlar, uzay-zaman dediğimiz maddesel ortamı oluşturmak için zaman askısıyla asılı durmak zorunda... Örneğin bir randevu vereceğimiz zaman kesinlikle 'ZAMANI' da belirtmemiz gerekir... Aksi durumda saatlerce gittiğimiz yerde zamanın da denk gelmesi için saatlerce beklemek zorunda kalırız: "Atakule'nin girişinde buluşalım demeniz yetmez; saati de belirtmeniz şarttır" => İşte bu, zamanın da maddenin bir parçası olduğunu gösteriy...

Erkekler de severmiş! ...tabi tabi ineklerde uçar zaten

Bir insan bilmiyorsa ne istediğini, hem seni ziyan eder, hem de kendini.. Dibini görmediğin suya dalmadığın gibi, emin olmadığın sevgiye de teslim etme kendini.. Mevlana

Mevsimlerin sonu var!

                          http://www.youtube.com/watch?v=T6dxTbP4_pk

Anneler gününüz kutlu olsun!

Reyhanlı..                                                                                  Yorumsuz! ANNE Kan ter içinde gece Kan ter içinde her yanım Her yanım bu gece vurgun içinde Kurşun yemişim, sürgün yemişim Bu sana ilk gelişim Vur emriyle düşmüşüm kapına Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana.. İbrahim Sadri.. İnsanlığın bittiği yer! Çok üzgünüm :( Bu sebeple doğum günümü iptal ettim.....

Bilemedim......

Doğmak adım adım ölmek miş, bilemedik.. Yı l lar hızlı akan bir nehir gibiymiş, anlayamadık ..  Sevgi dolu,sıcacık bir omzun değerini, "o" yumuşaklığı bize çok görenleri tanıyınca farkettik..    Bitmez dediğimiz h erşey birgün sır olurmuş , yanıldık.. Güzellik ve çirkinlik de  insanın ruhunda olurmuş, bedene bağla yınca  hatalar yaptık .. Dilimiz affe derim kelamını söylesede ! kalpte ki kırıkların kolay onarılmadığını , derin izler bıraktığını gördük...     Ne yazık ki! Sevenlerin değerini, sevgi nedir! bilmeyen   kalpsizleri tanıyınca anladık....                                                      pia  Eski yaradan iz Yeni başlayan söz Küle gizlenen köz gibi Yüreğimdesin Eski yaradan iz Yeni başlayan söz Küle gizlenen köz gibi Yüreğimdesin Kaynak: http:/...

Gülüm

Ah gülüm beyaz gülüm Ayrılığı yok etmez ölüm Kirpiğine rüzgar deyse Baktığın yere kan damlar gülüm Baksan hazırım Tutsan uçarım Öpsen ölürüm Ölürüm yokluğundan Gayri bana ne etsin ölüm Sana gelmediğim gün Öldüğüm gündür gülüm

- MIŞ..

Çok  "yalın"dı herşey; Seviyordum.. İlk gördüğümde ısınmıştı gönlüm.. Geride, sonbaharını yaşayan, yaprakları çoktan dökülmüş bir aşkın üstüne üstlük..! Çok tanıdıktı yüzü,elleri,bakışları. Yıllardır tanıyormuşum gibi hissetmiştim onu ilk görüşte.. Çok sıradan bir yüzü vardı belki, albenisi de yoktu pek.. ama! duruşunu sevmiştim.. Çok konuşkan değildi .. sesini kendisi duyabilseydi daha çok konuşurdu eminim! Nedense... pek gülmezdi..hiç kahkahasını duymamıştım.. Ruhu gibi, yüzünü de gizlerdi gülümserken.. Çok sakin görünürdü.. Gri bulutları vardı.. hep pusluydu gökyüzü..şeffaf halini hiç bilmedim bu yüzden.. Bazı zamanlar çok düşünceli görünse de çoğunlukla unuturdu.. Yalan da söylerdi..anlardım! hatta  bilirdim de.. Göstermemeye çalışırdı ama  Sevgiyi tanımaz bir hali, bence! çok kırık bir kalbi vardı....  Bir gün, başka gönüllerin, başka sahte sevgilerin yolcusu oldu.. Biliyormuydum? Biliyordum tabi..! Bu yüzden kendisinin anlayama...

Geçer..!

                                  http://www.youtube.com/watch?v=T3_6t8e2IUA Senden sonra benzerine rastlamadım kabul Senden sonra kendime de rastlamadım kabul Kayboldum kocaman bi r sıfır var elim de kabul Etmiyorum itirazım var Bekliyorum itimadım var....................................  Son zamanlarda mp4 te en çok dinlediğim parça ......

Sen bilmiyordun!

Gitmek istiyordum,gitme diy ordun Beni karanlığa itme diyordun Eşkiya kalbime hükmediyordun Herkesten farkındım, sen bilmiyordun.. Sen beni üzüyor incitiyordun Ben sana kırgındım, sen bilmiyordun Kalbimi kırıyor acıtıyordun Ben sana dargındım, sen bilmiyordun... Sen benim uykumu kahreden korkum Sen zehir zemberek,sen zehir zakkum Sen benim cezamdın,ben sana mahkum Ben sana sürgündüm , sen bilmiyordun.. Sen yangın çıkarır , ben söndürürdüm Sevmesem dünyanı ters döndürürdüm Seni sürüm sürüm süründürürdüm Ben senin korkundum, sen bilmiyordun... Se n bana günahtın, ben sana yasak Helale uzaktı düştüğüm tuzak Ben sana tutkundum, ben sana tutsak Ben sana sürgündüm, sen bilmiyordun.. Bir yavuz hırsızdın,dikleniyordun Sustukça sabrıma yükleniyordun Sen hiç beklemiyor, bekleniyordun Ben sana yorgundum, sen bilmiyordun..                        Cemal Safi          

Bu ilk korku içimi saran, sarmalayan, düşündüren, üşüten belirsiz bir kavram. İçimi tüm içtenliğimden çıkartan ve beni kendi anlamsızlığı içine çekmeye çalışan… Bu ilk korku içime düşen, düşeni kendi bünyesi gibi benimseyen … Saran … Sarmalayan … Bu ilk korku beni anlamsızlaştırma savaşında çetin bir mücadele veren ve belirsiz aşamaları göremeyecek olmamı sağlayan … Bu çetin savas beni benden çıkartan … Bu bir ilk … İlk korku bu … Mücadelesi seninle başlayan … Bu ilk savaş sensiz geçecek olanın yaşam mücadelesi … Bu ilk senden kopan an … ve "bu" ben de bir ilk … Çünkü bu bende ilk korku …İlk "AŞK"

Ne yaşanmışsa unutmalı,   "önsöz"ünden başlamalı yeniden hayat romanına.. Yeni karakterler, yeni anlamlar eklemeli konusuna.. Sevmeyi bilmeli her sayfası, Ve Sonu da güzel bitsin ki! Yeni den... yeniden... oku sun her güzel yürek.. Hep sıcak eller dokunsun , hiç yer olmasın kötülüklere .....................................                     pia    

"ÜZÜLME KELEBEĞİM, BUGÜNÜ ATLATIRSAK YARIN DİYE BİRŞEY YOK..."

Gösterdiğin ilgi, verdiğin moral ve sımsıcak sözlerin için çok teşekkür ederim arkadaşım.. Not; Yorum yayınlamayı düşünmüyorum üzgünüm..!