Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Evet ya Burcu kim ? :)

Bazen........

Bazen aşk gider.. Günler geçer ardından  ve aylar,  bazen de yıllar.  Bebekler büyür,  insanlar yaşlanır,  insanlar ölür,  eşyalar eskir, evler yıkılır,  kurur ağaçlar, sokakların adı değişir. Anılar belleğin acımasızlığına teslim olur.Sevilen unutur..  Seven yanar.. Bazen aşk gider  ve hayatta gider onun peşinden. sen terk edildiğin yerde öylece kalakalırsın.Bir sabah uyanırsın ki, gözünü açtığın ömür senin ömrün değildir. Aynada tek parça görünen bedenin,aslında içinde lime limedir. Nefes diye içine çektiğin,ciğerlerinde parçalanmış aşkının cam kırıklarıdır. Her sabah ölmeyip,neden uyandığına lanet edersin. Bazen aşk gider. Önünde bir kadeh rakı, küllükte bir ölüm dolusu izmarit,öylece bakakalırsın arkasından. Kulağin hiç çalmayacak olan telefondadır. Zaman dursun saatler geçmesin istersin. tanrım  n'olur gerçek olmasın, n'olur güneş doğmadan geri dönsün,teninde başka bir tenin kokusunu getirse bile dönsün yeter k...

Bazı aşklar aşka ihanettir..

                                                                Ben aşağı mahallenin haylaz çocuğuyum. Daha kendi çıkmazlarımı yeni yeni öğrenirken, senin sokaklarında kayboldum. Hayatımda ilk defa bildiğim sokaklarda bilmediğim bir şey buldum . Aslında aşkı bulmak yoktur, içine düşmek vardır. Bu yüzden bu kadar yara bere. Bu yüzden bu kadar derin kalbime aldığım son darbe..                         Herşey sana çıkıyor.Senin yolun birtek sana gider, benim yolum yalnız senden geçer. Sen bencil, ben sencil. Kusura bakma! ilk defa tanışıyorum aşkla.İster kendini başıma taç et, ister canıma tak et. Ve beni unutana kadar hatırla. Ona öyle denmezmiydi yoksa?  Öyle afili sözler bilmem ben. Aşağı ma...

Deniz değil ki yüreğim öfkesini kıyılara vursun..

Dört mum ..  Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu. İlki söyledi: ‘’ ben barışım!" Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. İkincisi söyledi: ‘’ ben inancım!" neredeyse herkez benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’ Konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu: ” ben sevgiyim!" yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular " Ve hiç zaman yitirmeden söndü. Ansızın... Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür ”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir " Bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar. Ardından dördüncü mum söyler: ”korkma ben hala yanıkken di...

Nokta..

  Çünkü; Beni  "herkes" konumuna koydun.. Bir kez daha, bir kez ve bir daha.......  Yaaa  pardon zaten sen hep böyle değilmiydin..! Hep böyleydin!!!! En acısı da!  Sen kimseyi sevemezmişsin.... Herşey için çok geç kaldığını  anlarsın bir gün Seninle ortak hiçbirşeyimiz olmadı ama artık bir ortak  "noktamız" var.. Kocaman bir  ( . ) .. Bitti......................................

Ne olurdu yani!

Şimdi açsam pencereyi de beklesem, Sen gelsen! Olmaz ya hani geliversen.. Hiçbir şey sormasan.. Hiçbir şey söylemesen.. Sussam Sussan Sussak Susuşların anlattığını dinlesek.. Sırt sırta otursak, Katılasıya ağlasak, Sormasak birbirimize sebebini, Sonra dönsek yüz yüze, Sarılsam Sarılsan Sarılsak Ve yine hiçbir şey konuşmasak.. Ama anlasak.. Ne vardı sahi..! Olmaz ya!! Hayal ya! Hani diyorum; Yani!  olsa ne vardı!

Can benim,düş benim,ellere nesi?

Maviye, Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine. Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım puşt zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cigaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çiyansı. Dört yanım puşt zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş, Etme gel, Ay karanlık...

Sil baştan

Hayatı sığ yaşamak diyorum! Ve bunu size farkettirecek insanlarla tanışmak.. Ne güzelmiş hayatın doyasıya tadına varabilmek.. VE bunu! bu yaşımda farkediyor olmam ne yazık!!! kaçırdığım herşey için ne kadar üzgünüm bilemezsiniz..sevdiğim insanlara bağıra çağıra duygularımı söyleyememiş olmanın burukluğu şu an içimde taşıdığım. Bir büyüğüm demişti ki; Canının istediği gibi değil, gönlünün istediği gibi yaşa... Bu gönül neleri geride bıraktı oysa..! Hep birşeyler eksikti sanki..o eksikliğin ne olduğunu bir türlü bulamamıştım .. Şimdi biliyorum.. BEN.. "Ben" de ne diyorsunuz şimdi..? "Ben" işte.. Hayatın dizginlerini kaptırmış, o ne der bu ne der kaygısıyla yaşamaya çalışan ve aslında yaşadığını düşünen "ben" Kendimi, kafasını kuma  gömmüş bir deve kuşu gibi hissediyorum.. Kör,sağır ve dilsizmişim adeta.. Kendimce özgürdüm ama!  "yaşadığı yere altından  zincirlerle bağlı olan " Haklarımı sonuna kadar savunurdum oysa, "hak...

Yeni teknoloji ürünü cep telefonları :)

İlk model Nokiatraşya 9,5 .. :) Vakit kaybetmek istemeyen hem konuşup hem traş olmak isteyen beyler için tasarlanmış :p İkinci model Elektranokia 9,5  :) Son dönemlerdeki bilimumum hırsızlık ve kapkac olaylarına duyarsız kalmayan nokia hem rahatlıkla konuşabileceğiniz hemde bir savunma aracı olarak kullanabileceğiniz modelini cıkardı... Elektranokia 9,5 artık kızdığınız kişilere telefonu atmanıza gerek yok, çarparım deyin ve çarpın bu kadar basit                 Üçüncü modelimiz Sonyericson'dan Chakimobil  :)   İsveç çakısı ile birleştirilmiş bu modelinde tırnak makasından şişe açacağına kadar her türlü techizata tek tuşla uşlaşabilrisniz...   Çakı,çakmak,ayna,tarak ne isterseniz o ;)       

İnsana duyulan aşk ölümlüdür, tıpkı beden gibi !!. Ölümsüz bir aşk için ölümsüz bir varlığı sevmek gerek.... Hiç bir zaman senin olmayacak.... Hiçbir zaman anlayamayacağın... Hiçbir zaman doyamayacağın.... Hiçbir zaman kavuşamayacağın... Hiç bir zaman terk edemeyeceğin bir varlığı... AHMET ÜMİT/BABI ESRAR

İçinde yavaş yavaş yok oluşunu izlemek!!   Ne yaman çelişki................... Hiç varolmamışsın sanki Sesin bile uzaklaşıyor kulaklarımdan, Unutmaya başlıyorum sanırım.. İyimi...!  İyi............... Yeni bir yolculuk benimki Huzurlu ve sakin, kendimle başbaşa... Ne kadar yorgunmuşum meğer! İnsan kendi ile kalınca anlyormuş tükenmişliğini.. Gerçekler daha netleşiyormuş  düşündükçe.. Kaldığım yerden devam etmiyorum, farklı noktalar işaretliyorum kendime.....   İyimiyim! İyiyim.. çok iyiyim ...................

:))))

  :)))))) - Bir Japon karısına demiş ki ; :) '' TiKi Taki '' - karısı cevap vermiş . '' Kua Nini '' - japon üzülerek yanıt vermiş ; '' taka anji radiyumba yaku '' - Karısı ağlayarak cevap vermiş '' mimi takunı kakabında misa mihi '' Sanki bişey Anlıyorsun da hala Okumaya devam edıyorsun Sana Ne milletın aile Sorunlarından Amma meraklısın yaa .. :))))))))) hahay :P

Neyi kurtarıyor acaba?

:))))))))))) "ben yeriz" !!!!!!    offf offf değişmez bu devran :D    Yüce Allah'ın adaleti işte :)))))))

Unutmak..

  Ve.. Acının yerini hafif bir sızı alır yavaş yavaş, Sonra giderek hissizleşmeye başlar içinizde bir yerler.. Daha az aklınıza düşmeye başlar "can" dediğiniz o suret.. Daha az hatırlarsınız.. Pişmanlıklar başlar.. Sevginizin yerini derin bir kırgınlık ve öfke alır.. Ne kadar yorulduğunuzu ve yıprandığınızı farkedersiniz.. Belki nefret bile etmeye başlayabilirsiniz! İşte! unutmaya başladınız..! Duygular böyledir işte.. En aptal yerinizi bilirler.. En hassas, en ıssız yerinizden vururlar, Sizi en yüksek değerlerinizle sınarlar... Zaman....  herşeyin ilacı bu galiba, saramayacağı yara, iyileştiremeyeceği  gönül kırgınlığı yok gibi.. en azından hafifletiyor değil mi! Herşey birgün unutulur diyorlar ya! evet, herşey unutulur.. peki ya "ÖZLEM"! o da geçer mi........!            PİA

Gel de ! gör.......

Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel... Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeliyiz, Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeliyiz biz... Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ? Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik... Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir... Mevlana..

Sanırım!

.............................. Demişti!! bir arkadaşım..................! "Aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm.." Güven ve inanç böyle yok olurmuş..!  

.............( )..!

  Deniz eğildi kulağına martının.. "Yapma" dedi ve ekledi "Maviliğime aldanıp dalma sularıma, balık yaşamıyor içimde artık." Tebessüm etti martı... "Sadece balık için mi dalıyorum sanıyorsun maviliğine...?"... 'Ya neden..?' diye sordu Deniz.. Sen ve ben dedi martı bir çok aşığın fotoğraflarında aynı karede yer alıyoruz. Bir çok ayrılanın sakladığı resimlerde de.. Balık yok diye seni terketsem, o fotoğrafları da terk etmiş olmaz mıyım...? "Ben açlığa ayıp olmasın diye değil, Aşk'a ayıp olmasın diye hala sendeyim....

Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreği...

Cehennem yangınlarından,ölmeden çıktıysa bedenim; artık benim olmalıyım,benim.. Yeter yüreğimi bir çift gözün ateşine rehin verdiğim. Ateş artığı değildir karşılığımız.  Pusatını dağ sisinden alan, firarını mermisine emanet eden, bir namludur bu "Eşkıya sevda" ki; zulasında asılı durur kefenlediği ölümü..  Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta Adem`den beri.  Bilir ve intihar cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini. Güneşin kızılca kıyametine çatar kuruyan umut dallarını..  Yanacaksa,cehennemden beter yanmalı!  Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;  Özleminin çiseyle yıkanmış şafak değerini kim?  Hani ellerine kuşlar İnerdi,kardan üşüyen kuşlar…  Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay Şahrud... " Eşkıya yüreğime çığ düştü", Üşüyorum …  Aç ellerini. “

Besteye gel !!!

  Bence bu bestenin sonu pek de hayırlı değil.. :P !!!

İstiyorum..

Arsız kadının tekiyim. Makyajımı yapmadan sokağa çıkmamak, Saçlarımı her zaman bakımlı tutmak.. Ahım gitmiş vahım kalmışken bile, kendimi kadın gibi hissetmek istiyorum.  Tırnaklarım her zaman kırmızı ojeli, dudaklarımda nar kırmızısı rujum, en şişko halimde bile kot giymek istiyorum.  Arkadaşlarımla komşuculuk oynamak istiyorum.  Kahkaham yeri göğü inletirken, ağzımın kenarındaki çizgiler artık gülmekt en ve konuşmaktan iyice belirginleşmişken bile, mimikleri abartılı eli kolu hiç durmayan bir kadın olmak istiyorum.  Mitinglere elimde bastonum, kolumda torunum katılmak, Eşin dostun yardımıyla pankart açmak, Yağmur altında bacak ağrıları içinde kıvranarak konser izlemek istiyorum.  Kar yağınca torunlarımı çağırıp düşüp kalçamı kırmadan karla oynaşabilmek için, "Koşun kar getirin, kartopu atalım evi batıralım, sonra temizlersiniz!" demek istiyorum.  En yakın arkadaşımın aldığı güzelim dut ağacımın altında, dizler...

Anladım bu işin lam'ı cim'i yok..

                         http://www.youtube.com/watch?v=ht3_ZlQy6r8                                                    Paradan daha kolay harcanır oldu duygular.. Ne ucuz,ne sıradan,ne bayağı iş bu! "İnsan demeye şahit lazım" diye düşündürecek yalancı bedenler.. Başkalarının hüzünlerinden beslenen leş kargaları Bir insanı kaybetmenin ne demek olduğunu bilmeyen taşlaşmış ruhlar Herşey sırayla..! Acı çekme sırası sizlere geliyor.. Ne yaşattıysan onu yaşarsın, Kimi neresinde vurduysan, oradan alırsın en derin yaranı..  Unutma...                       ...

Herşeyim..

seni düşünüyorum ıssız uykusuz gecemde eğer seni sevmek yanlış ise o zaman kalbim doğru olmama izin vermeyecek  çünkü sende boğuldum ve içinden çıkamıyorum yanıbaşımda sen olmadan sahip olduğum herşeyi verirdim sadece seninle bir gece daha geçirmek için hayatımı riske ederdim vücudunu benimkinin yanında hissetmek için çünkü devam edemiyorum şarkılarımızın hatıralarında yaşamaya aşkın için bu gece herşeyimi verirdim bebeğim, beni hissedebiliyor musun? gözlerine baktığımı hayal ediyorum seni kolaylıkla görebiliyorum güçlü bi şekilde aklımı çevrelemişsin ve hala çok uzaktasın uzak bir yıldız gibi bu gece dilek tutuyorum Eskimeyen ne güzel parça!!!  <3

İzlemeli..

Biraz  adrenalin.. En hayranı olduğum sporlardan biri..muhteşem ötesi ve bir o kadar da korkutucu ...

Düşün :)

  Maalesef  :))

Sen ne bilirsin!

  Mevlana der ki; Sarılmayı bilir misin ? Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı ? Sen bilir misin Aşık olmayı ? Bölünebilir misin ikilere, üçlere… gerekirse binlere ? Yapabilir misin ? Gerçekten sevebilir misin ? "Sevmenin Demesi" olmaz. UNUTMA! Ya çok seversin bir kere, ya da hiç sevmezsin. Diyorsun ki! ben sana gönlümü verdim... iyi de! gönül dediğin nedir ki ey sevgili ? Ben sana hiç gönlümü verir miyim ? Çünkü gönül dediğin toprağa girince toz olur, toprak olur. Ben sana ruhumu veririm. Çünkü ruhum sende sonsuzluk olur...                                                      

Kanatlarıma dokundun ya !..kurtulamazsın, artık SEVGİ kokar parmakların..

Sevgili......! Bir hayli düzensizim, yine ağırdan almaya başladım hayatı. Dünyanın dönüş hızı arttı sanırım. Her gün yeni bir mevsim, yeni bir kış.  Yağmurun yağdığını bile yeterince ıslandıktan sonra fark ettim. Ediyorum. O yağdı, ben ıslandım..... O yağdı, ben yürüdüm. O yağdıkça, ben kurudum. O yağdıkça; şehir sessizleşti, ıssızlaştı. Yetmedi, sensizleşti ....  En son hangi yağmur beni bu kada r susturmuştu hatırlamıyorum. Hatırlamakta istemiyorum ya neyse...! Her şey ertelenmeye o kadar müsait ki ... Geleceğim: O'nu bile erteleyebiliyorum. Düşünebiliyor musun!  Henüz gelmemiş olanı daha ileriye attığı hissediyorum. Dedim ya .....  bir hayli düzensizim. Kusuruma bakma, bu aralar biraz da perakendeyim... Tutunamayanlar 

"Hayat" diyoruz,yaşamaya devam ediyoruz. Onca kırıklık,onca acı,onca hüzün.. yaralarımıza üfleye üfleye"bir şey yok"diyoruz; en çok kendimizi kandırıyoruz.. çok şey var aslında, üflemeyi bırakıp konuşmaya başlarsam bir daha asla susmayabilirim; öyle çok ki kan kaybım, o kadar büyük ki kendime olan yalanım "hayat" diyorum, susuyorum; nefesim lazım çünkü bana, şimdilik yaralarımı üflüyorum..."

Bazen Bir İnsan  İçin, Şehir Seversin... Bazen Bir İnsan İçin, bir Şehirden Vazgeçersin..

Hiç birşey aynı değil!

Bir boşluksun şimdi  hayatımda, sen, bir parçamdın sanki.... Şimdi, nefes alamıyor,yutkunamıyor gibiyim.. Dünya üzerindeki herşey bu kadar anlamını yitirebilirmiydi! Ne çok severdim çiçekleri, yıldızları,yağmuru,gökyüzünü.. Hiçbiri anlamlı gelmiyor şimdi.. Kendinden bile kaçmak ister mi insan! istermiş..! Görüpte üzülmemek için bakamadığım yerler, önce aşkım diye kayıtlayıp,  sonra gizli dosya diye ücralara sakladığım dosyalarım bile olurmuş!!! keşkelerim,iyikilerim,sabrım,sükunetim,dayanma gücüm,soluğum, beklemelerim,eksilerim artılarım,gülen gözlerim,ağlayan kalbimmişsin.. Anlıyorum ki, sevdiğinin, bir başkasının elini tutup,bir başkasının gözlerine bakması değil kalbi kıran.. Son sözlerin buzdan bir kayaya benzemesi belki de! kapıları sertçe insanın yüzüne kapatan, dönüş yollarını tıkayan, belki bir gün karşılaştığınızda sıcak bir bakış ve gülümsemesini yüzünde donduracak olan, gerçek anlamda kaybettiren, bazıları için menfaatle...

Beklenenler hep vazgeçildikten sonra gelirmiş!

Sevmek Nokta almaz Çocuklar... Sevmeye nokta koyan Sınıfta kalır... Onun, Virgülleri vardır Çocuklar... Sevmek noktalanmaz; o, noktadır.... Özdemir Asaf Seni çok seviyorum. Saksı çiçeklerinin cam kenarına bağlılığından daha çok, bir su yatağının aşındırdığı zeminden daha derin,  basılmak istenmeyen kaldırım karelerinden daha işveli,  daha sakin dalgıç kuşlarından,  elinin değdiği topraktan daha canlı... Ve belki de: bir tek sonbahara yakışan kırmızı ve sarı yapraklı kayısı ağaçlarından, bir kumdan,  kuştan... kağıda sarılı kandil şekerlerinden, sudan,  suya düşen ay ışığından, Ve belki de... Seni, senden daha çok.. daha çok seviyorum.... Tutunamayanlar   

Derler ki unutmalı,zamana bırakmalı,sarılır yaralar bir gün..AMA..

                         http://www.youtube.com/watch?v=Qna0yNqa--M                                    Muhteşem bir şarkı..

..........!

Aşkın orta yerinde farkedersiniz.. Açma halkasının altına baktığınızda tekrar deneyiniz der ruhsuzca .. Oysa bilinmez! Bu son şansınızdır.....

Zaman akıyor mu?

-Zaman akıyor mu? -Akmıyorsa, akıyor görünen ne? -Her saniye ömrümüzden çalan ne? ... -Tüm bunların da ötesinde, yoksa zaman ve madde her an yaratılmak zorunda mı? * Bazen hızla akan anlarımız için "zaman su gibi akıyor" deriz... Ancak ilginç gelse de, ortada akan bir zaman yok... Einstein'nın görelilik kuramıyla birlikte bilim dünyası, zamanın aslında mutlak olmadığını, her yerde aynen uzay gibi farklı formlar alabileceği anlaşılmıştı... Yani zaman bir boyuttu aslında.Aynen en, boy ve genişlik gibi...Bunlar, uzay-zaman dediğimiz maddesel ortamı oluşturmak için zaman askısıyla asılı durmak zorunda... Örneğin bir randevu vereceğimiz zaman kesinlikle 'ZAMANI' da belirtmemiz gerekir... Aksi durumda saatlerce gittiğimiz yerde zamanın da denk gelmesi için saatlerce beklemek zorunda kalırız: "Atakule'nin girişinde buluşalım demeniz yetmez; saati de belirtmeniz şarttır" => İşte bu, zamanın da maddenin bir parçası olduğunu gösteriy...

Erkekler de severmiş! ...tabi tabi ineklerde uçar zaten

Bir insan bilmiyorsa ne istediğini, hem seni ziyan eder, hem de kendini.. Dibini görmediğin suya dalmadığın gibi, emin olmadığın sevgiye de teslim etme kendini.. Mevlana

Mevsimlerin sonu var!

                          http://www.youtube.com/watch?v=T6dxTbP4_pk

Anneler gününüz kutlu olsun!

Reyhanlı..                                                                                  Yorumsuz! ANNE Kan ter içinde gece Kan ter içinde her yanım Her yanım bu gece vurgun içinde Kurşun yemişim, sürgün yemişim Bu sana ilk gelişim Vur emriyle düşmüşüm kapına Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana.. İbrahim Sadri.. İnsanlığın bittiği yer! Çok üzgünüm :( Bu sebeple doğum günümü iptal ettim.....

Bilemedim......

Doğmak adım adım ölmek miş, bilemedik.. Yı l lar hızlı akan bir nehir gibiymiş, anlayamadık ..  Sevgi dolu,sıcacık bir omzun değerini, "o" yumuşaklığı bize çok görenleri tanıyınca farkettik..    Bitmez dediğimiz h erşey birgün sır olurmuş , yanıldık.. Güzellik ve çirkinlik de  insanın ruhunda olurmuş, bedene bağla yınca  hatalar yaptık .. Dilimiz affe derim kelamını söylesede ! kalpte ki kırıkların kolay onarılmadığını , derin izler bıraktığını gördük...     Ne yazık ki! Sevenlerin değerini, sevgi nedir! bilmeyen   kalpsizleri tanıyınca anladık....                                                      pia  Eski yaradan iz Yeni başlayan söz Küle gizlenen köz gibi Yüreğimdesin Eski yaradan iz Yeni başlayan söz Küle gizlenen köz gibi Yüreğimdesin Kaynak: http:/...

Gülüm

Ah gülüm beyaz gülüm Ayrılığı yok etmez ölüm Kirpiğine rüzgar deyse Baktığın yere kan damlar gülüm Baksan hazırım Tutsan uçarım Öpsen ölürüm Ölürüm yokluğundan Gayri bana ne etsin ölüm Sana gelmediğim gün Öldüğüm gündür gülüm

- MIŞ..

Çok  "yalın"dı herşey; Seviyordum.. İlk gördüğümde ısınmıştı gönlüm.. Geride, sonbaharını yaşayan, yaprakları çoktan dökülmüş bir aşkın üstüne üstlük..! Çok tanıdıktı yüzü,elleri,bakışları. Yıllardır tanıyormuşum gibi hissetmiştim onu ilk görüşte.. Çok sıradan bir yüzü vardı belki, albenisi de yoktu pek.. ama! duruşunu sevmiştim.. Çok konuşkan değildi .. sesini kendisi duyabilseydi daha çok konuşurdu eminim! Nedense... pek gülmezdi..hiç kahkahasını duymamıştım.. Ruhu gibi, yüzünü de gizlerdi gülümserken.. Çok sakin görünürdü.. Gri bulutları vardı.. hep pusluydu gökyüzü..şeffaf halini hiç bilmedim bu yüzden.. Bazı zamanlar çok düşünceli görünse de çoğunlukla unuturdu.. Yalan da söylerdi..anlardım! hatta  bilirdim de.. Göstermemeye çalışırdı ama  Sevgiyi tanımaz bir hali, bence! çok kırık bir kalbi vardı....  Bir gün, başka gönüllerin, başka sahte sevgilerin yolcusu oldu.. Biliyormuydum? Biliyordum tabi..! Bu yüzden kendisinin anlayama...

Geçer..!

                                  http://www.youtube.com/watch?v=T3_6t8e2IUA Senden sonra benzerine rastlamadım kabul Senden sonra kendime de rastlamadım kabul Kayboldum kocaman bi r sıfır var elim de kabul Etmiyorum itirazım var Bekliyorum itimadım var....................................  Son zamanlarda mp4 te en çok dinlediğim parça ......